İmparatorken Aniden Köle Olmak! Antik Mısır’daki Her An Tepetaklak Olabileceğiniz Zorlu Hiyerarşi Sistemi

Eski Mısır’ın büyüleyici yaşam tarzı modern zamanlarda bile hepimizi meraklandırıyor. Biz genellikle firavunların hayatları ile ilgilensek de aslında nüfusun çoğu orta sınıf statüsüne bile ulaşamıyordu. Gelin zamanda geriye yolculuk yapalım ve Antik Mısır halkının yaşamlarının her yönünü yöneten karmaşık ve katı bir sosyal hiyerarşiye bölünmüş düzenini inceleyelim. ?

Kaynak: https://www.historydefined.net/from-p…

Eski Mısır döneminde pek de iç açıcı olmayan bir hiyerarşi vardı.

En tepede olan o güçlü kişi elbette ki Firavundan başkası değildi. En altta olan köylü çiftçilere ve kölelere kadar her sosyal sınıfın bu karmaşık sistemde bir rolü vardı. Mısır’ın binlerce yıldır kültürel ve ekonomik istikrarını sağlayan bu sistemi yıkmak tahmin edildiğinden de zor olacaktı. Peki bu hiyerarşi nasıl işliyordu? Firavun’un görevi neydi?

1. İnsanların içinde yetişen tanrı; Firavun

Eski Mısır’da hiyerarşinin tepesinde, tartışmasız tanrı benzeri bir statüye sahip olan, iktidardaki Firavun duruyordu. Firavun toplum üzerinde mutlak güce sahipti ve eski Mısır tarihinin çoğu boyunca ilahi varlık muamelesi gördü.

Başlıca görevi, insanlar ve tanrıları arasındaki evrensel uyum ve denge kavramı olan ”Ma’at’ ı korumaktı. Bu roldeki başarıları, tüm krallığın refahı ve uzun ömürlülüğü için gerekli görülüyordu. Firavunların sorumlulukları esas olarak halkı yönetmeye, sınırları güvence altına almaya ve sosyal hiyerarşiyi korumaya odaklanmıştı. Lüks ve zengin bir yaşam sürerlerdi.

2. Soylular, din adamları ve toprak sahipleri

Firavunun altında, ülkeyi Firavun için yönetmekten sorumlu olan soyluların sınıfı bulunuyor. Nispeten üst sınıf olarak adlandırılabilirler. Görevleri bürokratları, mimarları ve mühendisleri yöneten üst düzey bir siyasi danışman veya bakan olmaktı. Askeri liderler öncelikle savunma meselelerinden sorumluyken, rahipler tanrılara hizmet eder ve tapınağa ve heykellerine bakardı. Bu yetkililer çoğunlukla Firavunun oğullarından seçilirdi. 

Anlayacağınız kral oğlu olmak sosyal statünüzde pek bir işe yaramıyordu. Başa geçme hayalleri bile kuramıyorlardı. Bir şeyler elde etmek için çalışmak zorundaydınız. Bu nedenle sadece ‘soylu’ olarak adlandırıldılar. En yüksek sosyal statü seviyelerine tipik olarak hükümet veya tapınak ofisleri eşlik ediyordu.

3. Savaşçılar

Antik Mısır sosyal hiyerarşisinin bir diğer tabakası da askerlerdi. Orduda istihdam edilmeleri için düzenli olarak kendi bölgelerinden asker olabilecek potansiyele sahip göçebeler toplanırdı.

Mısır’ın ‘savaşçı’ sınıfı olarak krallığı savunmada ve Firavun’un imparatorluğunu genişletmede önemli bir rol oynadılar. Düzeni sağlamaktan ve ülkeyi işgalcilerden korumaktan büyük ölçüde sorumluydular.

Askerler soylularla aynı prestij düzeyine sahip olmasalar da, yine de saygı görüyorlardı ve sıradan insanlardan daha fazla statüye sahiptiler. Askerlere maaş ödenir ve hizmetlerinin karşılığı olarak toprak verilirdi, bu da sosyal ve ekonomik statülerini yükseltti. Yine de yanlış bir şey yaparlarsa köylü olurlardı.

4. Çalışan orta sınıf

Yazarlar, profesyonelce okuyup yazabildikleri için çok değerliydi. Genellikle işleri yasal sözleşmelerden soyağacına kadar her şeyi kaydetmekti. Mısır’daki tüccar sınıf daha çok altın, keten kumaş ve mücevher gibi ürünleri başka ülkelere taşıyan, sedir ve abanoz ağacı gibi egzotik ürünleri getiren tüccarlardı. 

Bu arada zanaatkarlar, sanatçılar ve diğer uzman işçiler, becerileri nedeniyle değer görse de hala çalışan ‘orta sınıf’ kategorisinde idiler. Yanlış bir şey yapmaları durumunda sistemin en altına düşmekle tehdit edilirlerdi.

5. Alt sınıf

Son olarak, eski Mısır’ın alt sınıfı köleler, hizmetçiler ve köylü çiftçilerdi. Mısırlıların çoğunluğu köylülerdi ve nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini oluşturuyorlardı. Bu insanlar esas olarak tarım ile uğraşırdı. Bazıları da zengin soyluların evlerinde hizmetçi olarak çalışıyordu. Ek olarak, sel mevsimi boyunca birçok köylü, anıtlar veya mezarlar gibi büyük hükümet binası projeleri üzerinde çalışmaya giderdi. Onlara para ödenmezdi. Emekleri karşılığında tipik olarak bira, ekmek ve giysi gibi şeyler verilirdi.

Eski Mısır’da köleliğin var olup olmadığı konusunda pek çok tartışma var.

‘Köle’ terimi toplumda daha az hakkı olan, genellikle bir tanrıya hizmet etmekle veya kraliyet yönetiminde çalışmakla görevli birini tanımlamak için kullanılıyordu, ancak bilim insanları bunun bir tür köleliği temsil edip etmediğini hala tartışıyorlar. 

Yine de Antik Mısır’da verilen tüm emek asil ve saygın kabul edilirdi. Köylü çiftçiler ve hizmetçiler, toplum için önemlerine rağmen çok az sosyal statüye sahipti ve genellikle daha zengin toprak sahiplerine veya hükümete güveniyorlardı.

Bulunacağınız sınıf doğuştan gelirdi. Siz seçemezdiniz.

Eski Mısır toplumunda sosyal sınıflar çok önemli bir role sahipti. Sınıflar büyük ölçüde doğuştan belirlenirdi, ancak sıkı çalışma ve yetenek sizi bu hiyerarşide bir miktar yukarı çıkarabiliyordu. 

Eski Mısır’ın sosyal yapısı, ekonomik fırsatlardan dini inançlara kadar yaşamın tüm yönleri üzerinde derin bir etkiye sahipti. İnsanların yaşama, çalışma ve birbirleriyle etkileşim kurma şeklini şekillendirdi ve sonuçta etkili tarihine kalıcı bir miras bırakmış oldu. 

Siz olsaydınız böyle bir düzen içerisinde yaşayabilir miydiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir